Bu yazı Bugün: 1 Toplam: 384 kez okunmuştur. Einstein'dan Popper'a mektup

EINSTEIN, PODOLSKY ve ROSEN’IN DENEYİ

Albert Einstein’ın 1935 Yılında Karl R. Popper'a  Yazdığı Mektup

Karl R.Popper: " Burada basılan Albert Einstein 'ın mektubu, kitabımın 77 . kesiminde yer verdiğim hatalı düşünsel deneyi, bir çırpıda kesin olarak çürütmekte (mektupta, aynı zamanda yayımlanmamış bir çalışmamda yürüttüğüm benzer bir düşünsel deneye de yanıt verilmekte); ayrıca (.XI. Ekin (3)'üncü kesiminde betimlenen) Einstein, Podolsky ve Rosen 'ın düşünsel deneyini, hayranlık uyandıran bir açıklıkla özet olarak ortaya koymaktadır.

Her iki noktada, kuram ve deney arasındaki ilişki konusunda, kuantum kuramının yorumuyla ilgili olarak genel ve olgucu yaklaşımların etkisine yer verilmiştir.

Mektubun son paragrafı, kitabımda işlediğim başka bir sorunla; yani bilmediğimiz durumlardan hareketle yürüttüğümüz öznel olasılıklar ve istatistiksel vargılarıyla ilgilidir. Bu konuda Einstein 'la hala aynı görüşte değilim: Bana göre, vargılara, eşdağılımla ilgili yürüttüğümüz tahminlerden ulaşıyoruz (bu tahminler, genelde bilinçli olmayıp, kendili~inden ortaya çıkmaktadır). O halde vargılar, olasılı öncüllerden çıkmaktadır: Bilmediklerimizden hareketle, olasılıklar türetemeyiz. Bu durumda, artık var olan kuramın (Einstein'ın dediği gibi) ''belirlenimci'' ya da ''olasılı'' olup olmadığı önemli değildir. Önemli olan, olasılığı olan vargımıza ulaşmak için, en azından olasılı tek bir öncüle yer vermemiz gerektiğidir. "  

Sayın Bay Popper!

Old Lyme,11.IX.1935

Makalenizi inceledim. çoğu konuda size katılıyorum.[Dip not: Yeter ki, y-fonksiyonu, tek bir dizgeyi değil, (istatistiksel) dizgeler biiliinii1lii tanımlasın. Bu, aynı zamanda aşağıda ortaya koydu~um bakış açısının da sonucudur. Bu yaklaşım, özellikle ''salt''ve ''salt olmayan'' durumlar arasında bir ayrım yapmanın gereksiz olduğunu da göstermektedir.]..Ancak, bir fotonun yer ve momentumunu (rengini), ''İzin verilmeyen'' kesin bir doğrulukta kestirmemizi sağlayan, ''tümüyle salt bir durumun'' yaratılabileceğine İnanmıyorum. Yönteminizi (seçici cam filtrelerle birlikte ekranı hızla açıp kapama yolunu) ilke olarak geçersiz buluyorum; bana göre, böyle bir filtre, tıpkı bir kırınım ağı gibi ''konumu bulanıklaştıracaktır''.

Bunu şöyle gerekçelendireceğim: Kısa bir ışık sinyalini düşünün (kesin konum). Soğurma filtresinin etkisini kolaylıkla göz ardı edebilmek için, ben, sinyalin salt biçimsel olarak çok sayıdaki sanki-tekrenkli Dn dalgalarına bölünmüş olduğunu varsayıyorum. Soğurma yasası, Dı'e kadar tüm Dn dalgalarını (renkleri) etkiler. Fakat bu dalgalar, fazlasıyla genleşmektedir; çünkü sanki-tekrenklidirler (konumun bulanıklaşması); başka bİr deyişle, filtre ''konumu bulanıklaştırmaktadır''.-

Gözlemlenebilirlikle ilgili  olarak, günümüzde ''olgucu'' eğilimlere sımsıkı sarılmanın moda haIine gelmesİ, hiç de hoşuma gitmiyor.Bana göre atomik ölçekli konularda istenen tamlıkta kestirimler yapılamaz. Ayrıca,(sizin gibi) ben de kuramın, gözlem sonuçlarına dayanarak üretilebileceği değil, keşfedilebileceği kanısındayım.

Gerçi şu anda elimde, Sayın Rosen ve Podolski ile birlikte yürüttüğümüz çalışmanın örneği yok; ama burada kısaca konu hakkında bir şeyler söyleyebilirim.

Bir y-fonksiyonu İle betimlenen dizgeler, aslında belirlenimci özellikte olsalar da, bugünkü kuantum kuramına uygun deneysel bulgularımızın İstatistiksel yapısının, ancak ölçümleri de içine alan dış etkenlerle oluşturulup oluşturulmadığı sorusunu aklımıza getirebiliriz. Heİsenberg, bu yaklaşımı katı bir biçimde savunmamakla birlikte, buna eğilim göstermektedir. Sorumuzu şöyle de yöneltebiliriz: Gözlemle yarattığımız yabancı (kesin olarak bilinmeyen) etki nedeniyle, kestirimler yalnızca istatistiksel yapıda olurken, Schrödinger denklemine göre, zamana göre belirlenimci olarak de~işen y-fonksiyonu, fiziksel gerçeğin tam bir betimlemesi değil midir?

Buradan, y-fonksiyonunun, bir dizgenin fiziksel büyüklüğünün tam bir betimlemesi şeklinde algılanamayacağı sonucuna varıyoruz. Yalnızca sınırlı bir zaman süresince birbirleriyle etki- leşim halinde bulunan A ve B altdizgelerinden oluşan bir bütünü inceleyelim.

Bütünün y-fonksiyonunun, etkileşimden (örneğin iki tek parçacığın çarpışmasından) önce bilindiğini düşünelim. Buna göre, Schrödinger denklemi etkileşimden sonra, bize bütünün y- fonksiyonunu verecektir.

Artık (etkileşimden sonra) A altdizgesinde (tam) bir ölçüm gerçekleştirilebilecektir. Fakat ölçme işlemi, (kesin olarak) ölçeceğimiz (örneğin momentum ya da koordinatlar) değişkenlere göre değişmektedir. Bu durumda kuantum mekaniği, B altdizgesindeki y-fonksiyonunu verecektir. B ufonksiyon, A'da belirlediğimiz ölçmeye göre değişir.

B'nin fiziksel büyüklü~ünün, B'den ayrı olarak gerçekleştirdiğim A 'daki ölçüme bağlı oldu~u düşüncesi, mantıklı değildir. Bunun yerine, B'nin fiziksel büyüklü~üne ait farklı iki y- fonksiyonu vardır, deriz. Fiziksel bir büyüklü~ün tam bir betimlemesi, bazı koşullarda, (büyüklükler, koordinatlar vb. gibi yüzeyselliğe yönelik betimlemeler dışında) belirgin bir betimleme olması gerekti~inden, y-fonksiyonu büyüklü~ün tam bir betimi olarak algılanamaz.

Kuşkusuz, koyu bir kuantum kuramcısı, tam bir betimlemenin olmadığını; başka bir deyişle, tek bir dizgenin değil de, yalnızca dizgesel bir bütününün istatistiksel betimlemesi oldu~unu söyleyecektir. Bence de bunu söylemelidir(öte yandan, böyle kolaylıkla anlaşılır bir do~a betimlemesiyle bir süre daha yetinmek zorunda olduğumuzu da sanmıyorum).

(A ' daki ölçümü nasıl yaparsak yapalım) B dizgesine ulaşabileceğim (kesin) kestirimlerin, birbirleriyle aynı momentum ve yer ölçümü gibi davranabileceğini de unutmamalıyız; yani B dizgesinin, gerçekten belirli bir momentumu ve belirli bir koordinatı olduğu düşüncesinden kendimizi soyutlayamayız. Çünkü, büyüklüklerle ilgili olarak bulunacağım kestirimler, gerçekte de doğru çıkmalıdır.-

Bence, ilke olarak günümüzde kullanılan istatistiksel betimleme, yalnızca bir geçiş dönemidir. Şunu bir kez daha[.(Not) "biz kez daha" anlatımı, Einstein'ın yazdığı önceki bir mektuba bağlı olarak kullanılmıştır.] vurgulamak istiyorum: Belirlenimci bir kuramdan istatistiksel vargıların çıkarılamayacağı biçimindeki görüşünüzü doğru bulmuyorum. Bu konuyla ilgili olarak, yalnızca klasik istatistiksel mekaniğini (gaz kuramını, Brown hareketleri kuramını) bir düşünün. Örneğin: Maddesel bir nokta, kapalı dairesel bir yörünge- de aynı biçimde hareket eder; belirli bir zamanda, çevresinin belirli bir kısmında rastlayabileceğim noktanın olasılığını hesaplayabilirim. Bilmediğim ya da kesin olarak bilmediğim tek şey, yalnızca onun başlangıç durumudur.

Sevgilerimle

A. Einstein (1935)

Karl R. Popper,Bilimsel Araştırmanın Mantığı(1935), Çevirenler: İlknur Aka- İbrahim Turan, YKY,ikinci Basım,Eylül 2003